Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler. (Enbiya28)
-Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı,nur yüzlü dedesine merakla soruyor :
"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?"
-Dede tatlı bir gülücükle:
"Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince
-Torun: "Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der.
-Dede: "Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası
kadardır." diye cevap verir.
-Torun yeniden sorar: "Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne
kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu nedemek açıklar mısın?"
-Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa: "Bak yavrum, geçenlerde
komşumuzun çocuğu doğdu.çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o
ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı.O ezan "Namazsız ezan"dı. İnsan
öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da "Ezansız
namaz"dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.
"Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi
değer lendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan.
İşte yavrum ÖMÜR EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR.
Sakın boşa geçirme ömrünü ,dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!"
DuYgU GöReN